Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü / Department of Radio, Cinema and Television

Permanent URI for this collection

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 5 of 36
  • Publication
    Open Access
    Madunun Kentteki Gölgesi: Zerre
    (Marmara Üniversitesi, 2021) ÖZ, PERİHAN TAŞ; Yigit, Zehra
    2000 sonrası Yeni Türkiye Sineması’nda, dönemin toplumsal heterojenliğine paralel olarak toplumsal cinsiyet, sınıf, kimlik ve mekan gibi öğeler üzerinden farklı sinemasal temsiller üretildiği görülmektedir. Bu dönem anlatılarında sıklıkla yer alan temsillerden biri de madun imgesidir. Çalışmanın amacı Yeni Türkiye Sineması’nda madunların gündelik yaşam pratiklerine, sıkıntılarına, çelişkilerine, toplumsal tahakküm ve tabiiyet ilişkilerine ve eğer varsa ürettikleri direniş yöntemlerine nasıl yer verildiğini saptamaktır. Örneklem olarak Zerre (Erdem Tepegöz, 2012) filmi, ana karakteri Zeynep’in madun konumunu bütünlüklü bir şekilde; mekansal, sınıfsal ve bedensel sınırlılıklar çerçevesinde ele alan bir film olması nedeniyle seçilmiştir. Çalışmanın kuramsal altyapısını, Antonio Gramsci, Ranajit Guha, Gayatri Chakravorty Spivak, Gyanendra Randey ve Dipesh Chakrabarty gibi sosyolog ve kuramcıların çalışmalarıyla şekillenen Maduniyet Çalışmaları teorisi oluşturmaktadır. Bu bağlamda film analiz edilirken maduniyeti çerçeveleyen toplumsal koşullar referans alınarak sosyolojik eleştiri yöntemi ile madun kavramının filmde nasıl temsil edildiği saptanmıştır. Madun imgesini öyküsünün merkezinde tutan Zerre, kentsel yoksulluk ve işsizlik çıkmazı içerisindeki bireylerden biri olan Zeynep’in var olma mücadelesini aktarırken, aynı zamanda maduniyetin sosyo-ekonomik şekillenişini de anlatısallaştırmıştır. Bununla birlikte, Maduniyet Çalışmaları kuramcılarının sıklıkla işaret ettiği, madun ile egemen olanın ilişkisinde cinsiyet vurgusunun önemi, çalışmanın yaptığı analizle de belirginleşmiş; madunun cinsiyetinin kadın olduğu durumlarda egemen olanın dayattığı tahakkümlerin çok daha ağır olduğu ve daha çok bedensel politikalar üzerinden kurulduğu sonucuna varılmıştır.
  • Publication
    Open Access
    Saf Aklın Eleştirisi’nde Şematizmin Rolü ve Önemi
    (Mustafa Çevik, 2021) SAKIZLI, SELDA SALMAN
    This article focuses on Transcendental Schematism in the Critique of Pure Reason. Schematism has the utmost importance for the explanation of the deduction of the categories, and application of the pure concepts to experience. As the material of sensibility and understanding are heterogeneous, schematism bears the vital role of rendering them homogeneous for the possibility of cognition. Thus, schematism both elucidates the structure of the determinate judgments and the ground of transcendental philosophy by subtly building a bridge between the sensibility and understanding. Despite its significance, schematism is often criticized for its difficulty and incomprehensibility. In this context, this study aims to illuminate the structure of schematism and underline the importance of it for transcendental philosophy as it is presented by Kant in the Critique of Pure Reason.
  • Publication
    Open Access
    Di̇zi̇ Filmlerde Toplumsal Ci̇nsi̇yet Bağlamında Kadının Temsi̇li̇ Örnek İnceleme: “Kadın” Di̇zi̇si̇
    (Kürşat Öncül, 2020) ŞAKRAK, BİLGEHAN ECE
    Ana akım medya, egemen sınıfın egemen ideolojileri doğrultusundaki söylemlerin yeniden temsil edildiği en temel alanlardandır. Sinema ve televizyon gibi görsel işitsel mecralar, bu yeniden üretilen temsillerin kamusal alana yansımasını en kolay sağlayan kitle iletişim araçlarındandır. Dizi filmler, toplumsal cinsiyet kodlarının anlatı içine yerleştirilerek düzenli şekilde izler kitlesiyle buluştuğu, bu yüzden de sürekli olarak bu kodları yeniden ve yeniden üreterek bu ideolojik söylemlerin yerini sağlamlaştıran en belirgin program türlerindendir. Bu çalışmada, Türkiye'de dizi filmlerde kadınların nasıl temsil edildiği, Ekim 2017'den Şubat 2020'ye kadar toplam 81 bölümüyle FOX TV prime-time kuşağında üç sezon yayınlanan "Kadın" dizisi üzerinden incelenmiştir. Çalışmada, öncelikle cinsiyet ve toplumsal cinsiyet kavramlarına yer verilmiş, ardından toplumsal cinsiyet ve medya ilişkisi açıklanarak, dizi filmlerin bu ilişki içerisindeki konumuna değinilmiştir. Bu kuramsal çerçeve dahilinde, nitel araştırma yöntemi kullanılarak, Kadın dizisinin bölümleri çözümlenmiştir. Dizideki ana ve yardımcı kadın karakterlerin motivasyon ve hedefleri incelenmiş, toplumsal cinsiyet kodlarının atfettiği anlamlar doğrultusunda bu kadın karakterler üzerinden yeniden üretilen söylemlerle kadının konumlandırılışı ifade edilmeye çalışılmıştır.
  • Publication
    Open Access
    Violence, Wars, and the Possibility of Ethical Life in an Apocalypse: A Kantian Reading of The Walking Dead
    (De Gruyter, 2021) SAKIZLI, SELDA SALMAN
    The Walking Dead is a popular TV series depicting a catastrophic and violent world. After a pandemic that turns humans into zombies, we witness the collapse of civilization with all its institutions, the depletion of the resources, and the struggle to build a new world in the middle of the wars between surviving groups. It illustrates a world of literal and metaphorical homo homini lupus. Some people choose sheer survival, and others try to build a moral, civil world. In this article, I propose a reading of this series from a Kantian perspective by employing his interrelated ideas on history, ethics, and politics. I claim that The Walking Dead represents the state of nature and the violence it contains, and illustrates the course of history toward a civil society as defined by Kant.
  • Publication
    Metadata only
    Revisiting heidegger on schematism
    (2020-03) Salman Sakızlı, Selda; 260940
    Although it is very short, the section on Schematism in the Critique of Pure Reason is one of the most significant sections in the book. In a note dated 1797 Kant admits that that it is one of the most important and the most difficult sections in the Critique.' The basic claims of schematism can be observed in Kant’s Inaugural Dissertation dated 1770, although most of the theses of the Dissertation have changed, the claims and the importance concerning the schemas remained almost the same.1 2 As a matter of fact, even though Kant made considerable changes on the sections about the roles and functions of the faculty of imagination in the second edition of the Critique, such as the Deduction section, Schematism remains almost untouched. 1 Reflexionen, 6359, 18:686, pp. 393-394 2 See Karin De Boer, Kant’s Account of Sensible Concepts in the Inagural Dissertation and the Critique of Pure Reason. Natur und Freiheit. Akten des XII. Intemationalen Kant-Kongresses, Ed. Violetta Waibel, Margit Ruffing, David Wagner, De Gruyter: Berlin, https://doi.org/10.1515/9783110467888-021, 2018, p. 1015-1022 2 CPR, A138/ BlT1 4 See Martin Heidegger, Kant and the Problem of Metaphysics, Trans. Richard Taft. Indiana University Press, Indianapolis, 1997, and Phenomenological Interpretation of the Critique of Pure Reason, Trans. Parvis Emad and Kenneth Maly, Indiana University Press, Indianapolis, 2018 s CPR, A140/ B179 The main argument in schematism is subsuming the object (Gegenstand) under a concept and in that respect providing homogeneity between the appearances and concepts. This need appears as a result of Kant’s separation between the sensibility and the understanding and the clear distinction of the two concerning their roles and functions. As they have to stand apart there is the need to connect them in order to provide cognition. Kant states “Now it is clear that there must be a third thing, which must stand in homogeneity with the category on the one hand and the appearance on the other, and makes possible the application of the former to the latter.”3 Kant calls this “mediating” representation, which is both intellectual and sensible, a transcendental schema, which is always the product of the faculty of imagination. Martin Heidegger, who interprets Kant in phenomenological tradition and stresses the importance of imagination in Kantian philosophy, also focuses on the Schematism section as one of the important parts of his interpretation.4 Heidegger suggests a new word, “schema­image” though he is aware of the fact that image is not a schema, but thus he approximates schema with image and excludes non-ocular experience. In this paper, I will criticize Heidegger’s interpretation of schematism since Kant is very clear about the difference between an image and a schema which are both the products of the imagination.5 But image is always the representation of a particular thing; on the contrary, schema is neither a singular intuition nor a concept.