Mimarlık Yüksek Lisans Programı / Architecture Master's Degree Program

Permanent URI for this collection

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 5 of 47
  • Publication
    Open Access
    Emsal harici alan kullanımlarının imar mevzuatı, kentsel yaşam kalitesi ve etik açılardan irdelenmesi
    (İstanbul Kültür Üniversitesi / Lisansüstü Eğitim Enstitüsü / Mimarlık Ana Bilim Dalı / Yapım-Proje Yönetimi Bilim Dalı, 2021) Şimşek, Eray; Alptekin, Gamze
    Bilimsel olarak daha iyi yaşamın nasıl olacağına ilişkin araştırmalar çok eski zamanlarda başlamış ve günümüze kadar uzanan süreçte birçok farklı düşünce ortaya çıkmıştır. 20. yüzyılın ilk yarısında insan refahının en önemli göstergesi gayri safi milli hasıla olarak kabul edilmiş ve ülke politikaları bu anlayış doğrultusunda gelişmiştir (Koyuncu, Mizrahitokatlı). Bu yaklaşım hızlı sanayileşme, hızlı nüfus artışı ve hızlı kentleşmeyi beraberinde getirmiştir. İkinci dünya savaşından sonra kırsal alanlardaki çeşitli yetersizlikler ve istihdam sorunu gibi itici unsurlar ve kentlerdeki çekici unsurlar nedeniyle ülkemizde kırsal alandan kentlere göç hareketi başlamıştır. Ülke nüfusumuzun 1950 yılında %25, 1960 yılında %31.90, 1970 yılında %38.50, 1980 yılında %43.90, 1990'da % 58.40, 2000 yılında % 64.90, 2010 yılında %76.30'unun kentlerde yaşadığı görülmektedir (Keleş 67). Hızlı kentleşen ülkelerin önemli sorunu imarlı arsa üretimi ve göç eden kitlelere yeterli konut sunumu sağlayabilmektir. Hızla artan konut talebi karşısında yetersiz kalan konut sunumu, insanların kendi dinamikleri ile konut edinme girişimlerine neden olmuş, bu durum kentte yaşayan insanların yaşamlarını olumsuz etkileyen sağlıksız, düzensiz, plansız kentlerin oluşmasına ve çevre sorunlarının yaşanmasına sebep olmuştur. Diğer yandan imarlı arsa üretiminde ve konut sunumunda yaşanan sorunlar, serbest piyasa koşullarının etkisi ve rekabet ortamı nedeniyle spekülasyonları ve rant sorunlarını beraberinde getirmiştir. 20. yüzyılda küresel ölçekte yaşanan tüm bu sorunlara çözüm üretmek için ülkemizin de taraf olduğu habitat gibi birçok uluslararası konferanslar düzenlenmiş ve anlaşmalar yapılmıştır. Ulusal ölçekte ise ülkemizde kalkınma planları, strateji ve eylem planları yapılmıştır. Ancak bir hukuk devleti olan ülkemizde yapılan tüm bu anlaşma ve planların, alınan tüm kararların uygulanabilmesi hukuk çerçevesinde mümkün olacağından imar mevzuatında değişiklikler yapılarak kentlerimizde yaşanan sorunlara ilişkin çözüm üretilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda hem imarlı arsa üretiminde yaşanan sorunları, hem de yeterli konut talebi karşısında yaşanan sorunları çözmek için imar yönetmeliğinde emsal alanı hesabında değişiklikler yapılarak emsal alanına dahil edilemeyen alanlarının (emsal harici alanlar) sayısı artırılmıştır, fakat yapılan değişiklikler imar planı dışında inşaat alanı artışı ve nüfus artışına neden olarak yaşanan sorunları çözmek yerine sorunların artmasına neden olmuştur. Bu araştırma, kentlerde yaşanan sorunlar nedeniyle ülkemizde imar mevzuatı çerçevesinde alınan ve politik unsurlarda içeren kararlar ile bu kararların uygulanabilmesi için imar yönetmeliği kapsamında yapılan değişiklikleri, yapılan değişikliklerin kentlerde yaşayan insanların yaşam kalitesini nasıl etkilediğini, yapılan değişikliklere ilişkin alınan kararın ve uygulamaların etik olup, olmadığı hususunu kapsamaktadır. Bu kapsamda yapılan değişiklikler imar mevzuatı, kentsel yaşam kalitesi ve etik açılardan ele alınmıştır.
  • Publication
    Open Access
    Dirençli bir şehre doğru (dirençlilik ve kentsel sistemler arasındaki bağın araştırılması
    (İstanbul Kültür Üniversitesi / Lisansüstü Eğitim Enstitüsü / Mimarlık Ana Bilim Dalı / Mimarlık Bilim Dalı, 2021) Lfarakh, Rania; Arslan, Mehmet Emre
    Yıllar geçtikçe, şehirler çok sayıda radikal değişim geçirirken, metropollerde nüfus artışı hala artıyor, "Şehirler hızlı kentleşmeden ekonomik krizlere ve iklim değişikliğine kadar pek çok risk ve değişimle karşı karşıya." (Seto, Sánchez-Rodríguez ve Fragkias, 2010), Bu riskler sürekli olarak toplulukları tehlikeye atıyor ve şehirleri daha savunmasız bir duruma dönüştürüyor. Bu nedenle, "Bu zorlukların farkına varan akademisyenler ve politika yapıcılar, 'kentsel dirençliliği' veya şehirlerin kesintilerle başa çıkma yeteneğini geliştirmenin önemini giderek daha fazla vurguluyor." (Leichenko, 2011). Ayrıca, tüm büyük şehirler bu şoklara meyillidir, ancak Bir şehri diğerinden sadece birkaç hafta içinde toparlayabilecek hale getiren şey "Dirençlilik" tir. Mimarların, çevresel tehlikelerle baş edebilecek dirençli yapılı ortamları tasarlama, ayrıntılandırma ve koruma görevi vardır ve kentsel zorluklar . Dolayısıyla, bu tezin amacı, çok disiplinli düzeylerde dirençlilik kavramına netlik getirerek mimari ve kentsel tasarım tartışmasına katkıda bulunmak ve daha iyi bir gelecek için dirençli toplulukları ve şehirleri şekillendirmede mimari müdahalelerin önemini belirlemektir. Anahtar Kelimeler: Dirençlilik, Mimari, Doğal afetler, Dirençli şehirler, Dirençli topluluklar
  • Publication
    Open Access
    Türkiye'deki LEED sertifikalı ofis binalarının sürdürülebilir malzeme kullanımı açısından değerlendirilmesi
    (İstanbul Kültür Üniversitesi / Lisansüstü Eğitim Enstitüsü / Mimarlık Ana Bilim Dalı / Mimarlık Bilim Dalı, 2020) Nashi, Mohamed Nur; Kasapoğlu, Esin
    Sanayi devrimi sınırlı doğal kaynaklarımızın sınırsız kullanımına yol açtığından, ozon tabakasının tükenmesi, küresel ısınma, su kirliliği, kutup bölgelerindeki eriyen buzullar gibi çevresel konular endüstriyel ve kimyasal faaliyetlerle daha da kötüleşmiştir. Bu durum sonucunda ortaya çıkan insan ve çevre sağlığı sorunlarına çözüm olabilecek yaklaşımlar geliştirilmiştir. Binaların çevre üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmeye yönelik çabalar devam etmektedir. Bu süreç, malzemelerin çevreye verdiği zararı en aza indirmeye ve çevre dostu malzemeleri seçmeye yardımcı olmaktadır. Bu nedenlerden dolayı, geri dönüştürülebilir, çevreye zarar vermeyen malzemeler ve enerji tasarruflu malzemelerin üretimi önem kazanmıştır. Yirmi LEED sertifikalı ofis projesi kullanarak sürdürülebilir malzeme kullanım düzeyini analiz etmek için örnek olay yöntemi kullanılmıştır. LEED sertifikasyon sistemi hakkında en son bilgiler Amerikan Yeşil Binalar Konseyi (USGBC), Yeşil Ekolojik Binalar Birliği (ÇEDBİK) ve resmi Yeşil Bina Bilgi Ağ Geçidi (GBIG) web sitelerinden alınmıştır. Sertifika 1, Gümüş 3, Altın 8 ve Altın 8 dahil olmak üzere yaklaşık 20 yeni bina, LEED kriterlerine göre sürdürülebilir malzemeler açısından değerlendirmiştir. Seçilen binaları sürdürülebilir malzeme ilkeleri açısından değerlendirmek için malzeme ve kaynak uygulama ilkelerini içeren tablolar oluşturulmuştur., Hazırlanan bu tablolarda sürdürülebilir malzeme kullanımı hakkında bilgiler verilmektedir. Değerlendirme, LEED materyalinin 8 kriterine ve kaynaklara dayanmakta olup; geri dönüştürülebilir malzemeler, yenilenebilir malzemeler, hızla yenilenebilir, sertifikalı ahşap, bölgesel malzemeler, inşaat atık yönetimi ve malzemelerin yeniden kullanımını içermektedir. Çalışma sonucunda 8 temel malzeme ve kaynak ilkesi arasında en zayıf uygulamaya sahip 5 kategorinin %95 ila %75'i arasında olmak üzere kullanımının istenen düzeyin altında kalarak başarısız olduğu ve iyileştirilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
  • Publication
    Open Access
    Alt yüklenicilik uygulamalarında karşılaşılan sözleşme kaynaklı zorlukların değerlendirilmesi
    (İstanbul Kültür Üniversitesi / Lisansüstü Eğitim Enstitüsü / Mimarlık Ana Bilim Dalı / Yapı Yönetimi Bilim Dalı, 2020) Dedeoğlu, Ayşegül; Bostancıoğlu, Esra
    İnşaat sektöründe projeleri tamamlamak için gerekli olan ve uzmanlık gerektiren çeşitli faaliyetlerin her birinde becerili işçilerin tam zamanlı istihdamının maliyetlerini karşılamaya yüklenicilerin gücünün yetmediğinden, büyük ölçekli projelerde alt yüklenici kullanımı kaçınılmaz olmaktadır. Konusunda uzmanlaşmış ekiplerin ana yüklenici bünyesinde oluşturulması ve çalışması her türlü uzmanlık alanı için ayrı kadro kurmanın olanaksızlığı, sorumluluk ve ekonomiklik açısından dezavantaj oluşturmaktadır. Dolayısıyla alt yüklenici kullanımı, uzmanlaşma ihtiyacı ve maliyetler göz önüne alındığında dünyanın her yerinde zorunluluk haline gelmiştir. Bu kapsamda ana yüklenici, farklı uzmanlık alanları ve becerileri olan birçok alt yüklenici ile anlaşmakta ve sözleşme yapmaktadır. Böylece mal sahibi, aldığı işin kimi zaman çok büyük oranını alt yükleniciye devretmiş olmaktadır. Bu aşamada alt yüklenicilik uygulamalarında, uygulaması yaptırılacak işin kontrolü ana yükleniciye düşmektedir ve bu işi sözleşmeler aracılığıyla sahadaki uygulamaları denetleyerek sürdürmektedir. Ancak bazen sözleşmedeki eksik, açık uçlu ve yanlış tanımlanmış maddelerden dolayı alt yüklenici dezavantajlı duruma düşmektedir. İnşaat sektöründeki alt yüklenicilik uygulamalarında, ana yüklenicinin başarısı sadece kendisine bağlı olmamakta; alt yüklenicilerin başarısı da toplam başarıyı etkilemektedir. Ana yüklenici, alt yüklenicinin yaptığı üretimden kazanç elde etmekte ve iş planına uymayan, kalitesiz üretim yapan bir alt yüklenici ana yükleniciyi zor durumda bırakmaktadır. Aynı zamanda ödemeleri zamanında yapmayan, gereksiz maliyet artışına sebebiyet veren ana yükleniciler de alt yükleniciyi zor durumda bırakmaktadır. Yapılacak çalışmada, öncelikle alt yüklenicilik uygulamalarında karşılaşılan sorunların sözleşme kaynaklı olanlarının belirlenmesi, bunların ana yüklenici ve alt yüklenicilere yönelik olarak hazırlanan anketler aracılığıyla değerlendirilerek alt yüklenicilik sözleşmelerinin düzenlenmesine katkıda bulunulması hedeflenmektedir. Öncelikle alt yüklenicilik işlerinin ve alt yüklenicilik sözleşmelerinin kapsamı belirlendikten sonra, alt yüklenicilik uygulamalarında karşılaşılan zorluklar literatür çalışması sonucu belirlenecektir. Ardından alt yüklenicilik işlerinde karşılaşılan zorlukların sözleşme ile ilişkili olanları belirlenip değerlendirilecektir. Zorlukların sözleşme maddeleri ilişkisinin değerlendirilmesi sonucu, alt yüklenicilik sözleşmelerinin düzenlenmesine yönelik öneriler sunulacaktır.
  • Publication
    Open Access
    Mimarlık hizmetlerinde kalite güvence aracı olarak Mesleki Sorumluluk Sigortası
    (İstanbul Kültür Üniversitesi / Lisansüstü Eğitim Enstitüsü / Mimarlık Ana Bilim Dalı / Mimarlık Bilim Dalı, 2020) Merder, Elif; Alptekin, Gamze
    Yapı üretim süreci, farklı disiplinlerin bir arada çalışmasını gerektiren çok paydaşlı ve çok aşamalı yapısı gereği, içinde birçok riski barındırır. Tasarım aşamasından kullanım aşamasının sonuna kadar faklı açılardan ele alınabilecek pek çok risk içerir. Bu riskleri kontrol altına almak ve minimum düzeye indirebilmek, yapının maliyet hedefinde sapmaların önüne geçilmesi, anlaşmazlıkların önlenmesi ve yapı kalitesinin yükseltilmesi açısından önemlidir. Yapı üretim sürecinin çeşitli aşamalarında ortaya çıkabilecek riskler gerek süreçler gerek taraflar açısından ayrı ayrı ele alınıp incelenebilir. Literatürde de bu konularda yapılmış pek çok çalışma bulunmaktadır. Yapı üretim sürecinin farklı aşamalarında risk yönetimi konusu ele alındığında her bir aşamada ortaya çıkabilecek risklerin tanımlanması, analiz edilmesi (ölçülmesi, sayısallaştırılması), risklerin çözümlenmesi ve risk çözümlerinin konuları, aşamalara bağlı olarak farklılık gösterir. Yapı üretim sürecinin ilk evresi olan tasarım evresinde alınacak her türlü karar, atılacak her adım, ileriki aşamalarda ortaya çıkabilecek risklerin öngörülmesi, risklere karşı alınacak her önlem bir sonraki aşama olan yapım ve kullanım evrelerini de etkileyecektir. Tasarım aşamasında ve sonraki aşamalarda ortaya çıkabilecek problemlere ilişkin riskler tespit edilip, oluşabilecek hatalar ve zararları minimuma indirebilmek, süreç ve ürün kalitesinin yükseltilmesi ve en yüksek düzeyde kalitenin elde edilebilmesi, performansın iyileşmesi için önemli araçlardan biri "mesleki sorumluluk sigortalarıdır. Mesleki sorumluluk sigortaları; tasarım sürecinde yapılabilecek olası hatalara karşı, belirli sınırlar içinde iş sahibine zararları tazmin etme güvencesi vererek ürün ve süreç kalitesinin yükseltilmesinde bir araç olarak kullanılabilmekte, kalite problemlerine ve risklere karşı iş sahibinin korunmasını hedeflemektedir. Bu tezde, genel olarak sigorta sistemi, özel olarak da tasarım aşamasında geçerli olan mesleki sorumluluk sigortaları hakkında bilgi verilmektedir. Tez kapsamında yasal çerçevede mimarın mesleki sorumluluk sınırları tanımlandıktan sonra, mesleki sorumluluk sigortası hakkında paydaş görüşleri alınmıştır. Son bölümde yapılan görüşmelerin sonuçlarına ve değerlendirilmesine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sorumluluk Sigortaları, İnşaat Sigortaları, Yapı ve Mesleki Sorumluluk Sigortası, Mimar Mesleki Sorumluluk Sigortası, Risk Yönetimi, Risk Değerlendirmesi, Tasarım Yönetimi, Tasarım Kalitesi