Hukuk Fakültesi / Faculty of Law

Permanent URI for this collection

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 5 of 332
  • Publication
    Metadata only
    Ben, Sen ve Titius
    (Yeditepe Üniversitesi adına Prof. Sultan Tahmazoğlu Üzeltürk, 2021) ÖZ, MAYA TURGUT
    Justinianus’un Digesta’sında fragmentumları alıntılanan klasik dönemin büyük hu-kukçularından biri de Celsus’tur. Celsus hukuk tarihinde “impossibilium nulla obligatio est” ilkesini ortaya atan kişidir. Bu makaleye konu fragmentumda Celsus, sebepsiz zenginleşme kurumunu ilgilendiren ilginç bir olay örneği veriyor. Verdiği örnekte dolaylı bir sebepsiz zenginleşme söz konusudur. Bu örneğin günümüz hukuk sistemine göre yorumlanması, sebepsiz zenginleşmeye dayanan iade talebinin dolaylı zenginleşmelerde kimin tarafından ileri sürülebileceği sorununu su yüzüne çıkarır. Bu noktada ise, taşınır mülkiyeti naklinin sebebe bağlı mı sebepten soyut mu olduğuna göre farklı sonuçlar doğabilir. Bir diğer soru da örnekteki dolaylı zenginleşmede sebepsiz zenginleşme yerine dürüstlük kuralına dayanan özel bir davanın mümkün olup olmadığıdır.
  • Publication
    Restricted
    Türk ve Alman Ceza Muhakemesi Hukukunda Gizli Soruşturmacının Hareket Sınırını Aşması ve AİHM’in Konuya Yaklaşımı(*)
    (Seçkin Yayıncılık, 2021) ÖZAYDIN, ÖZDEM
    Gizli Soruşturmacı ceza muhakemesi hukukunda belirli suçlarda delillerin toplanması ve suçla ilgili araştırma yapması için görevlendirilen kamu görevlisidir. Hukuki niteliği itibariyle koruma tedbiri olan gizli soruşturmacı görevlendirilmesi bir takım koşullara bağlanmıştır. Bunun yanında gizli soruşturmacının görevini ifa ettiği sırada hangi sınırlar içinde hareket etmesi gerektiği önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sınırlardan ilki, soruşturmacının suç işlemesi durumunda sorumlu olup olmayacağı ile ilgilidir. Özellikle suça kışkırtma durumlarında bunun hukuki sonucunun ne olacağı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarına da yansımıştır. Bu çalışmada AİHM’in gizli soruşturmacının suça kışkırtmasının hukuki sonucu ile ilgili olan 23.10.2014 tarihli Furcht/Almanya kararı ile 15.10.2020 tarihli Akbay ve diğerleri/Almanya kararı ele alınacaktır. Gizli soruşturmacının hareket sınırının ikincisi, kişinin kendini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamaması ilkesidir (nemo tenetur se ipsum accusare). Çalışmamızda ayrıca bu ilkenin Türk ve Alman hukuklarındaki yerini karşılaştırmalı olarak incelendikten sonra, AİHM’in konuya yaklaşımı üzerinde durulacaktır.
  • Publication
    Open Access
    6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na Göre Tescilli Markanın Kullanılmaması ve Buna Bağlanan Hukuki Sonuçlar
    (Seçkin Yayıncılık, 2019) AKKARTAL, HANİFE ÖZTÜRK
    Tescilli markanın marka korumasından yararlanabilmek için, Sınai MülkiyetKanunu’nda belirtilen biçimde kullanılması gereklidir. Aksi halde, marka sahibi tarafından,tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiğimal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımınabeş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline Türk Patent ve Marka Kurumutarafından karar verilir. Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarlakullanılması, sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması., markasahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir.Tescilli marka sahibinin markasını kullanmaması, sonraki tarihli marka başvurusunaitirazının reddine sebep teşkil edebileceği gibi; sonraki tarihli bir markanın hükümsüzlüğütalebiyle veya markasına tecavüz edildiği gerekçesiyle açılan davada, def’i olarakda ileri sürülebilecektir.
  • Publication
    Open Access
    Kişilik Hakkını Oluşturan Kimi Unsurların Ticari Amaçlı İzinsiz Kullanımı
    (Seçkin Yayıncılık, 2019) BELLİCAN, CÜNEYT
    Kişilik hakkı çeşitli unsurlardan oluşur. Bu unsurlardan bazıları, ticari açıdankullanılmaya elverişli unsurlardır. Ticari açıdan kullanılmaya elverişli kişilik unsurlarıarasında, ad üzerindeki hak, resim üzerindeki hak, ses üzerindeki haklar örnek olarakgösterilebilir. Bu hakların ticari amaçlı kullanımı izni gerektirir. Bu doğrultuda, buhaklar, lisans sözleşmesine konu olabilir. Lisans sözleşmesinin veya iznin kapsamınınaşılması hem borca aykırılık hem haksız fiile neden olur. İzinsiz kullanım durumunda,ünlü veya ünsüz kişi, maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinde bulunması mümkündür.Ayrıca, gerçek olmayan vekaletsiz işgörme hükmü çerçevesinde de taleptebulunulabilir.
  • Publication
    Open Access
    Uyuşmazlık Mahkemesi Kararları Işığında İdari Yargının Görev Alanının Belirlenmesine İlişkin Bir İnceleme
    (Türkiye Barolar Birliği( TBB) Dergisi, 2019) Aktaş, Batuhan; SEYHAN, SERKAN
    Anayasamızda idarenin sorumluluğu açıkça hüküm altına alınmış olmasına rağmen, söz konusu denetimin nasıl yapılacağıveya ayrı bir yargı düzenine tabi olup olmayacağına ilişkin açık birhüküm bulunmamaktadır. Türk hukukunda kabul gören yargı ayrılığısistemine göre; idarenin yargısal denetimi bu alanda uzmanlaşmışfarklı bir yargı düzeni (idari yargı) tarafından yapılarak sorumluluğubelirlenmeye çalışılmaktadır. Ancak idarenin kimi eylem ve işlemlerinin yargısal denetimi, kanun koyucunun açık düzenlemesi sonucuadli yargıya tâbi kılınabilir. Her somut olayın kendine has özelliklerinedeniyle bazen uyuşmazlığın hangi yargı yolunda çözülmesi gerektiğini belirlemek ciddi bir problem teşkil etmektedir. Bu noktada adlive idari yargı yerleri arası çıkabilecek görev ve hüküm uyuşmazlıklarının çözümü ise Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarıyla sağlanmaktadır. Bu nedenle çalışmada, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin idari yargınıngörev alanını belirleme açısından kararlarında başvurduğu ölçütlerirdelenecektir.